Sefalet İktisadı
Sanayi devriminden bu yana yüzlerce iktisat teorisyeni, onlarca iktisat okulu devletçi ekonomi ile piyasa ekonomisi arasındaki gökkuşağını andıran geniş yelpazede zaman zaman ara tonları da kullanarak kendi zaman periyotlarına ait gerçeklerden yola çıkarak ürettikleri düşüncelerini mitleştirmişler. Kimi zaman yaşanan ekonomik krizler, kimi zaman ise gelişen teknoloji veya oluşan yeni dünya düzenleri iflas eden düşüncelerin revize edilerek yeni teoriler üretilmesini sağlamış. Tabi ki bu sancılı süreçler iktisat dünyasında kutuplaşmaları ve hararetli tartışmaları da körüklemiş. Bugün geldiğimiz noktada ise teoriden daha çok bir klişe haline gelmiş liberal söylemler iktisat dünyasının en elit, en popüler hatta en dokunulmaz fikir cümbüşü olarak karşımıza çıkıyor. Burada bir parantez açalım, benim dikkatimi çeken nokta bu söylemin ülkemizde özüne tamamen aykırı olarak eleştiriye kapalı adeta kraldan çok kralcı bir yapıda pazarlanması. Asıl konumuza dönersek iktisadi faaliyetlerin kategorize edilerek, özellikle günümüzde sosyal bilimlerden budanarak aşırı matematikleştirilip formüle edilmesi ve işte reçete bu denilmesi ne derece doğru. Bu resim aynı zamanda gerçekte yaşanan vahşi ekonomik savaş ile masa başında üretilen teoriler arasındaki uçurumun da resmi
Ekonomi ile alakalı değişkenlerin çokluğu iktisadi tespitlere ulaşmayı biraz daha zorlaştıran unsurlar. Bu değişkenleri ülkelerin kendi öznel yapılanmalarından tutun da bir takım siyasi gerçeklere kadar sıralayabiliriz. Örneklersek Çin’in arka sokaklarındaki devasa kayıt dışı üretimin ekonomiye etkisini veya hiçbir şey üretmeyen feodal yönetimlerin prangasında petrolden dolayı refaha ulaşabilmiş ülkelerin durumlarını iktisaden nasıl açıklayabiliriz. Veya afrikadaki cetvelle çizilmiş sınırlara sahip eski sömürge yeni ismiyle devlet tanımlamasındaki insan topluluklarının hayatta kalma mücadelelerini hangi düşünürün iktisadi dogmaları açıklar. İktisaden, finansal araçların siyasetin ve spekülasyonların belirleyici olduğu günümüzde bunları dikkate almadan sistemi açıklayabilen sabit kurallar akla hitap edebilir mi?
Geçenlerde iktisadiyat blogunda bu görüşlerle örtüşen çöp kıvamında iktisat adı altında bir yazı yer aldı. Kilit soru ekonomistlerin mi çöpçülerin mi daha önemli olduğuydu. Soru tabi ki çok spekülatif ancak ciddi ciddi ekonomist veya iktisatçı sıfatına sahip olanların bu soruya net olarak cevap verebileceklerini düşünmüyorum. Çünkü bu sıfatlarla özellikle medyada ve siyasette nemalanan önemli bir güruh olduğunu varsaydığımızda neden bu tarz tespitlerin kamuoyunda fazla tartışılmadığını anlamak güç değil.
Bu soyut tartışmalardan kendi değirmenlerine su taşımayı amaçlayan, uluslar arası arenada tek bir makalesi dahi yayınlanmamış, aydın kontenjanından medyatik olmuş, pis sakallı liberal iktisatçı akademisyenler yerine somut projeler üreten siyasete angaje olmamış iktisatçıların, ülke sorunlarına çözüm için anahtar olmaları, akademik kimlikleri dolayısıyla üstlendikleri misyonun da bir gereği.
Etiketler: ekşi iktisat yorumu, iktisat ne işe yarar, iktisatçı ne üretir, teori ve pratikteki iktisat

Yorum Yapın